Avare insan ruhunun yitirdiği bir şey var. Ancak o şey öte bir alemdedir, bu taraflarda değil. Şu tabiat aleminde eşyayı tanıması ve eşyaya aşinalığı seçkinler yoluyla olan insan ruhu bu sayede görüyor, duyuyor, kokluyor, okuyor ve düşünüyor. Kaybettiği şeyin kokusunu bu alemde alıyor,sözlerini burada işitiyor, eserlerini burada seyrediyor. Fakat öyle eksik ruhlar da vardır ki görülen ve duyulan şeylerle aşırı derecede meşgul olduklarından kaybettikleri sevgiliye giden yoldan büsbütün geri kalıyorlar. Doğrusu zahirden batına geçmek herkesin karı değildir.
"Onlar dünya hayatının ancak dış yüzünü bilirler, ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler." Bu ayetten anlaşılıyor ki dünya hayatının bir de görünmeyen bir iç yüzü (batını) vardır ve insanların büyük çoğunluğu ondan gafildirler. Duyularla algılanabilen bu tabiat aleminin bir de kalp ile akledilebilir bir melekutu vardır ki onda da yol alındığı ve geçildiği müşahede edilmektedir ve emredilen de doğrudan bu yöndedir. Bu kitap, bu yolu katedip tecrübe eden ariflerin tecrübelerini aktararak o yol erlerinin öykülerinin izini sürmektedir.