Yazmayı emekle, eylemle, insanla, sükutla ve "yaşamak"la özdeşleştirmiş bir yazar olarak Nuri Pakdil, insanın süren ve hiç bitmeyecek olan sorgusunu anlatıyor Bir Yazarın Notları'nda. Bu dizideki kitaplarının üst başlıklarında yazdığı gibi, Pakdil'in kitapları "insanın süren sorgusu"dur.
Nuri Pakdil'in yazıları bir direniş öyküsüdür. Bu direnişte bayağılaşmaya yer yoktur. Onun tüm eserlerinde, her türlü zorbalığa, zulme, sömürüye, merhametsizliğe, kıyımlara, gayrı insani olan her şeye karşı açılmış bir savaş vardır. Onun kelimeleri, insanı kanatan, yaralayan düzene karşı bir kalkan gibidir. Kelimeleri adeta bir ok gibi, bu kötü düzeni hedef alır. Kitapları da namluya sürülecek birer mermidir.
Bu bağlamda, koyu bir "hiç"liğin içine sürüklenen insanların, Pakdil'in metinlerine ve "insanın süren sorgusu"na çok ihtiyacı var.
"Belki de sadece 'emek', kavrulmadan çıkabilecektir yarına" diyen Pakdil'e göre, "İnsan da, onun tüm edimleri de", alın teri ve emek denektaşlarıyla algılanmalıdır. Çünkü, "İnsan için tek korunak, kendi emeği olabilecektir: Büyük Sorgu Günü'nde."