"Allah'ım! Şu topluluk senin kullarındır. Dinlerine olan bağlılıkları yüzünden sana yakınlaşma umuduyla beni öldürmek için toplanmışlar. Onları affet! Onları cennetinin en güzel yerine al. İyi biliyorum ki, bana açtığın sırları onlara açsan yahut onlardan gizlediğin şeyleri benden de gizleseydin, bu hal başımıza gelmezdi. Yaptığın, murat ettiğin şeyler için sana sonsuz teşekkürler!"
Hallac-ı Mansur'un darağacında son nefesle Hakk'ın sonsuzluğuna bıraktığı bu niyaz, merhametin en arı hali, teslimiyetin dile gelen en derin yankısı, aşkın insana sığmayan en yakıcı sırrıdır.
Sadık Yalsızuçanlar, bu eserde Mansur'un sırlarla örülü yolculuğunu rüyalardan mahkemelere, darağaçlarından gönüllere taşıyor. Her satırda, hakikatin ateşiyle yanıp kül olan bir aşığın nefesi hissediliyor.