"Malum consilium est quod mutari non potest."
"Değiştirilemeyen bir düzen kötü bir düzendir."
Sasani ülkesinden kaçarak Roma'ya sığınan Prens Hürmüz, ardında bıraktığı topraklara bir gün dönebilmeyi ummaktadır. Konstantin'in yeni başkentinde kendisine bir hayat edinir, Hormisdas adını alır; fakat eski bir kalenin duvarında bulduğu mücevher, onu henüz doğmamış insanların yaşadığı çağlara sürükleyecektir. Sevdiklerini ararken karşısına başka hükümdarlar, başka inançlar ve başka diller çıkar; verdiği kararların sonuçlarıysa yüzyıllar sonra bile peşini bırakmaz.
Marmara kıyısındaki konutunda başlayan serüven, savaş meydanlarından manastırlara, karanlık mahzenlerden günümüz İstanbul'unun kalabalık sokaklarına uzanır. Taşa dönüşmüş bedenlerin ve kuşaklar boyunca saklanan sırların arasında Hormisdas, kime güvenebileceğini anlamaya çalışırken yolu genç restoratör Farzāneh'le kesişir. Geçmişin izlerini araştıran bu kadın için de artık tarih kitaplarından öğrendikleriyle açıklayamayacağı bir hayat başlamaktadır.
Bahadır Karasulu, İstanbul'un değişen yüzleri boyunca izlediği bu yolculukta, iktidar hırsıyla alınmış kararları, yıllarca bekleyen insanları ve tutulması giderek zorlaşan sözleri bir araya getiriyor. Hormisdas'ın önünde yüzyıllar vardır; yine de birine yetişmek, bir yanlışı düzeltmek ya da af dilemek için geç kalmış olabilir.