Müslümanlar hayatı bir menzile doğru yapılan yolculuk olarak görürler. Tanrıʼnın biricik hakikatine dayanırlar ve Hakʼtan geldiklerini ve Oʼna geri döneceklerini bilirler. Bu yolu nasıl katettilerse ona göre hesaba çekileceklerini ve bu nispette kendilerine özgürlük verilmiş olduğunu da bilirler. Karşısına çıktıklarında Yüce Yaratıcıʼyı Esirgeyen, Azap Eden, Bağışlayan veya Cezalandıran olarak mı bulacakları kendi bireysel yolculuklarına bağlıdır. O halde hayat, Tanrıʼya giden yoldur. İnsanın yolculuğunu "İslami" kılan şey sünnete uygun olarak yaşamaktır ki bu öncelikle gidilmesi gereken "doğru yolda" (sırat-ı müstakim) yürümek demektir.
W. Chittickʼin editörlüğünde hazırlanan bu kitabın birinci bölümü nübüv vetin önemine odaklanıyor. Peygamberlerin rehberliği olmadan gerçek insanlık durumuna ulaşmak mümkün olamaz. İkinci bölümde manevi hayatın geleneksel Müslüman toplumları ve onların günlük hayatlarını nasıl oluşturduğu ele alınıyor. Üçüncü bölüm İslamʼın mimariden hat sanatına, bahçe düzeninden bireysel davranışa kadar hayatın bütün katmanlarını güzelleştirmeye verdiği öneme odaklanıyor. Dördüncü ve beşinci bölümler sırasıyla kainat ve ruh ile ilgileniyor ve bunlardan birisi ele alındığında diğerinin de hesaba katılması gerektiğini gösteriyor. Tanrıʼya doğru yolculuğu tamamlamak isteyen kişi anlamalıdır ki dış alem aslında iç alemi yansıtmakta ve bize bu dünyaya gelirken katettiğimiz aşamaların ve şimdi eve dönerken katetmemiz gereken mertebelerin bir
haritasını sunmaktadır. Altıncı bölüm "Tanrıʼya giden yolun doğası tam olarak nedir?" diye sorarak bizatihi tarikatın kendisine dönüyor. Nihayet yedinci bölüm sufi geleneğinin en bilinen taraflarından birisine, özellikle Mevlanaʼnın temsil ettiği baş döndürücü aşk ve şevke yöneliyor...