Kemal Varol külliyatının oyunbaz Kara Sis'i, birbirlerine hikayelerini anlatarak ayakta kalmaya ve suçlarıyla yüzleşmeye çalışan mahkumların; her yıl koyu bir sisin sardığı Taşkale Cezaevi'nde sabırla örülen bir inadın romanı.
Bir grup mahkumun hikayesiyle perde perde genişleyen roman, günün birinde cezaevine getirilen Barana adlı mahkumla bambaşka bir yöne evrilir. Hayatta kalmaktan, direnmekten, günleri saymaktan çoktan vazgeçmiş bu adam, bir gün avluda bir kadına ait kızıl bir saç teli bulur. O andan sonra hem romanın hem de Barana'nın kaderi değişir; sis, bir hikayenin içinden başka bir hikayeyi çağırmaya başlar.
Anlatmak, direnmek ve hatırlamak üzerine kurulu Kara Sis, suçlarını kendi hikayeleriyle örtmeye çalışan erkeklerin karanlık dünyasına başka bir ışık tutuyor. Gizemli bir karakterin izini süren bu şiirsel roman, okurunu ince ince kurulmuş bir anlatı oyununa davet ediyor.
Lodosla havalanan saçlarının geri kalanını düşünüyorum burada.
Kulağının arkasına sıkıştırdığın, geceleri yastığa serdiğin, sabahları topladığın, tanıştığımız o kalabalık masada ben konuşurken habire uçlarıyla oynadığın, sevdiğini belli ettiğin, içimin geçtiği saçların...