Bir ses, bir nefes arar Kaşif. Ayrı düştüğü uzak ve mutlu ülkenin kokusunu taşıyan kutlu bir nefes. Israrla bekler. Bir ağaca asar dileğini. Ağacı, rüzgarı, göğü ve toprağı şahit tutarak aleme ilan eder bekleyişini. Ne arayışın ne de bekleyişin peşini bırakır. Ardına düşer bulduğu her işaretin, her izin. İzlerin işaret ettiği yere düşer. Düştüğü yer bir düşün ta kendisidir.
Bir gün duyulur sesi o aziz nefesin. Uzaktan gül siması görünür. Latif bir koku dolar Kaşif'in burnuna. İçinde dolaşıma girer o koku, geçerken değdiği yerleri yakar. Atomlarına dek kavrulur, kavrulur ve alev alıp tutuşur. Ne yana dönse odur artık, ne işitse o. Kabına sığmaz, kabında duramaz. Yola çıkar, onun izini sürmek için. Kah gamlanır yolda, yoldan düşer kah eğlenir yolda, yola girer. Düşe kalka iz sürerken karşılaşır onunla, o çok beklediği gül simayla. Orada dünya da düş de durur. Kelam durur, sesler yok olur. Duyduğu tek şey, emsalsiz bakışlar karşısında delice atan kalbinin sesi olur.
Bu kitap, tamamlanmak üzere kayıp parçasını arayan ruhların hikayesidir.