"Dünya, kötü tasarlanmış bir makine gibi, ürettiğinden daha fazlasını yok ediyordu."
Paris Yanıyor 1928'de L'Humanite gazetesinde yayımlanır yayımlanmaz Polonya edebiyatına damgasını vurdu. Fütürizmin önde gelen temsilcilerinden, komünist Bruno Jasieński'nin Paris'i mekan alan başyapıtı, Pierre isimli bir işçinin çalıştığı fabrikadan kovulmasından sonra sokağa düşmesinin ve bunun üzerine Paris'e karşı düzenlediği eylem ve sabotajların etrafında şekilleniyor.
Jasieński 1930'lu yılların sosyal dokusunu bir sosyolog gibi incelerken insan hayatının hor görüldüğü, değerlerin buharlaştığı bir dönemi gözler önüne seriyor. Paris Yanıyor bir kıyamet romanı; ırkçılığın, krizin, yozlaşmanın kol gezdiği modern şehirde hayatta kalma mücadelesinin kitabı.
Bugün, rollerimiz değişiyor. Sizin obur Avrupa'nız, son engel önünde bacağını kırmış bir kısrak gibi can çekişiyor. Her şeyi yutmaya fırsat bulamadan, kendi açgözlülüğünden boğulmuş bir gırtlakla ölüyor. Onu sona getiren veba tesadüf değil; bu, bizim eski Asyalı dostumuz. Asya, Avrupa kapitalizminin midesi için hazmedilemez çıktı.