"Aşkın ayıplanması gerektiğine inanıyor ve ayıp şeylerin ruhu eğip büktüğünü düşünüyordum. Ruhumda bir sorumluluk hissetmediğim için de aşık olduğuma inanmıyordum."
Bir papazın vicdanıyla arzuları arasında sıkışan ruhunun hikayesi.
Gertrude kör bir genç kızdır. İyi yürekli görünen bir papaz onu himayesine alır. Ancak bir süre sonra, zamanla içinde filizlenen duygularla yüzleşmek zorunda kalır. Kendini bu genç kıza duyduğu sevginin Tanrı sevgisi olduğunu söyleyerek kandırır. Ne var ki Tanrı sevgisiyle insan sevgisi arasındaki fark, onun gözünde giderek silikleşir.
Gertrude'un gözleri artık görmeye başladığındaysa, gerçekleri görmek hem onun hem de papazın dünyasını altüst eder.
Görmenin bazen körlükten daha acı verici olduğunu anlatan bu roman, insan ruhunun derinliklerine dokunan bir vicdan muhasebesi sunar. Pastoral Senfoni, inancın ardına gizlenmiş tutkuların ve gerçeğin karşısında yitirilen saflığın unutulmaz hikayesidir.