Tüm Alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! Tüm Alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! Tüm Alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! Tüm Alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz!

Taş Konuşur Mu ? (Ciltli)

WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim

Y. Mimar, Restoratör Zuhal Ayanoğlu'nun, Mardin'in tarihi kent dokusunu ve yerleşim ilkelerini, çeşitliliğinin ayrışma yerine uzlaşma üretebildiği bir yaşam kültürünün mekanda karşılık bulduğu bir bütün olarak ele aldığı, Taş Konuşur Mu? Mardin: Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikayesi adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.

Mekansal kurgunun yalnızca boşlukları doldurma sanatı olmadığı düşüncesinden hareketle hazırlanan kitap, Mardin'i "birlikte yaşamanın mekanı", "mekanda uzlaşının mimarisi" ve "taşta somutlaşan insani değerler bütünü" olarak okumayı öneriyor. Mardin üzerinden geliştirilen bu okuma, bir kentin yalnızca tarihsel, kültürel, sanatsal ve mimari mirasını anlamanın ötesinde, insanlığın ortak geleceğine ilişkin çağdaş dünyaya insani değerler ekseninde düşünme zemini sunma amacıyla, okuyucuda hem akademik hem de etik bir farkındalık oluşturmayı da hedefliyor.

Zuhal Ayanoğlu, Mezopotamya'nın binlerce yıllık kültürel birikimiyle yoğrulmuş; tarih boyunca farklı dinlerin, dillerin, etnik kimliklerin ve kültürlerin kesişim noktasında bulunan Mardin'i "taş kent" olarak betimlemenin ötesinde, taş işçiliğinin estetik ve zanaatkarlık diliyle birlikte sevgi, saygı, hoşgörü, nezaket, empati ve birlikte yaşama kültürüyle şekillenmiş çok katmanlı bir medeniyet mekanı olarak irdeliyor.

Mardin'i yalnızca kent merkezi üzerinden değil; tüm ilçelerini kapsayan bütüncül bir çerçevede inceleyen Ayanoğlu; konut dokusunu, ibadet ve eğitim yapıları ile kamusal mekanları; başkasının güneşini, manzarasını, suyunu ve yaşam alanını dikkate alan bir anlayışla biçimlenen yerleşim kültürünün göstergeleri olarak aktarıyor.

Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. Önder Küçükerman ve Dr. M. Sinan Genim'in "Sunuş" yazılarıyla başlayan kitapta, Zuhal Ayanoğlu, Mardin'e ve kitaba ilişkin özetle şunları söylüyor:

Mardin'i anlamak, yalnızca bir kentin tarihini okumak değildir; insanlığın birlikte yaşama tecrübesini, mekana kazınmış bir hafıza üzerinden yeniden düşünmektir. Mardin'in coğrafi verileri, tarihsel gelişim süreci, mimari katmanları, konut tipolojisi ve anıtsal yapıları; bu kentin yalnızca fiziksel bir kent dokusu olmadığını, aynı zamanda insani değerlerin mekanda somutlaştığı çok boyutlu bir medeniyet dili olduğunu göstermektedir.

Mardin'de taş, yalnızca taşıyıcı bir malzeme değildir. Taş; sabrı, emeği, estetik sezgiyi ve kuşaklar boyunca aktarılan bir zanaatkarlık bilgisini taşırken, aynı zamanda bir yaşam ahlakının sessiz anlatıcısıdır. Sokakların dar ölçüsü, avluların içe dönük düzeni, terasların birbirini gözeten konumlanışı ve ara mekanların kurduğu geçiş dili; kentin yalnızca biçimsel bir bütünlük üretmediğini, aynı zamanda insan ilişkilerini düzenleyen bir denge anlayışı geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Bu denge, Mardin'i sıradan bir tarihsel kent olmaktan çıkararak 'mekanda uzlaşının mimarisi' haline getirmektedir.

Tarihi kent dokusu, estetik bir miras olmanın ötesinde, mekansal örgütlenmesinde saklı olan etik tavrı da görünür kılmaktadır. Çünkü Mardin'de mimari kararlar yalnızca iklimsel, topoğrafik ya da teknik zorunluluklarla açıklanamaz. Yapıların birbirinin güneşini ve manzarasını gözeten yerleşimi, kamusal alan ile özel alan arasındaki dengeli geçişler, konutların mahremiyeti korurken sosyal ilişkileri sürdüren plan kurgusu; mekanın, insani değerlerle birlikte düşünülmüş bir yaşam alanı olarak üretildiğini göstermektedir. Bu bağlamda Mardin, mimarlığın yalnızca bir inşa faaliyeti değil, bir toplumsal bilinç biçimi olduğunu hatırlatan güçlü bir örnektir.

Bu çok katmanlı miras, farklı dönemlerin ve kültürlerin izlerini birbirini dışlayan parçalar halinde değil; aynı dokunun içinde uyumlu biçimde bir arada taşıyabilmiştir. Kentin asıl ayırt edici gücü de burada ortaya çıkar: Mardin, farklılıkların uyumsuzluk oluşturmadan bir bütünlüğe dönüşebileceğini yalnızca anlatan değil, bunu mekansal düzlemde mümkün kılan bir deneyim alanıdır. Kentin camileri, kiliseleri, manastırları, medreseleri ve geleneksel yaşam dokusu; ortak hafızanın parçalanmadan süreklilik kurabildiğini göstermektedir...

Mardin yalnızca tarihsel kent mimarisi açısından değil, aynı zamanda mimarlığın ve kentsel mekanın taşıdığı anlam katmanları bakımından da dikkat çekmektedir. Çünkü taşın dili; yalnızca geçmişi anlatmaz, bugünü de sorgular. Mardin'in sokaklarında, avlularında, teraslarında ve taş bezemelerinde okunabilen bu sessiz anlatı; insanın başkasının hakkını gözeterek yaşayabileceğini, farklılıkların bir zenginlik olarak birlikte var olabileceğini ve bu kültürün mekan üzerinden sürdürülebilir hale gelebileceğini göstermektedir.

Dolayısıyla Mardin'i değerli kılan yalnızca taşın ihtişamı değil, o taşın içinde yaşatılmış olan insani inceliktir. Kentin gerçek mirası; biçimsel güzelliklerin ardında yer alan zarafet, saygı, empati ve kardeşlik kültürüdür. Bu nedenle Mardin'i okumak, aslında insanlığın kendini yeniden hatırlamasıdır. 'Taş Konuşur Mu?' sorusu, bu bağlamda yalnızca bir başlık değil; insanın mekanla kurduğu ilişkinin derinliğine yöneltilmiş bir çağrıdır. Çünkü bazı kentler sessizdir ama bazı kentler, taşın diliyle insanlığa söz söyler. Mardin, bu sözün en kadim ve en güçlü örneklerinden biridir..."

Editörlüğü Burçin Yılmaz, Türkçe üst okuması Burcu Bilir Agalar, grafik tasarım ve baskı hazırlığı Kemal Kara tarafından gerçekleştirilen kitapta Mardin, şu dört ana bölüm ve konu başlıkları altında kapsamlı bir biçimde okuyucu ile paylaşılıyor

YazarZuhal Ayanoğlu
Sayfa Sayısı240
Cilt DurumuCiltli
Son Basım Tarihi6.04.2026
Ebat16,5 X 24
ISBN-139786259010816
DilTürkçe
Basım Yılı6.04.2026
TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir.Ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
 
Yükleniyor...