İnsan, toprağa yerleşti, düzen kurdu. Ama düzenin uzun süre ayakta kalması için yalnızca gücün varlığı yetmedi.
Yasaları halka mal etmek adına devreye, maneviyat ve gelenekler girdi. Din, yalnızca bireyin dünyayı anlamlandırma yolu olmakla kalmadı; toplumun tutkalı haline geldi. Hukuk, ritüel ve iktidar aynı çerçevede buluştu.
Batı Roma, Helen, Mısır, Pers, Babil, Asur, Hitit, İskit gibi öncü ve abidevi imparatorluklar tarihe karışırken, manevi mirasları karmaşık sentezler halinde varlığını sürdürdü.
Özellikle Hristiyanlık, İslamiyet ve Yahudilik gibi müesses dinler, Antik Çağ'ı Orta Çağ'a bağlayan köprü oldular.
Bu cilt, Kilise'nin Avrupa'da, hilafetin ise Orta Doğu'da yarattığı eksen değişikliğini ele alıyor.