Osmanlı şehirlerinde bir gün ansızın ortaya çıkan, duman püskürten ve gürültüsüyle sokakları titreten tuhaf bir makine... Kimileri ona hayranlıkla bakıyor, kimileri ise korkuyla geri çekiliyordu. Çünkü bu yeni araç yalnızca bir ulaşım aracı değil, modern dünyanın habercisiydi.
Avrupa ve Amerika'da hızla yayılan otomobil teknolojisi, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı topraklarına ulaştığında yalnızca yolları değil, gündelik hayatı, şehir düzenini ve toplumsal alışkanlıkları da sarsmaya başladı. Dar sokaklara ve faytonların hakim olduğu ulaşım düzenine giren bu yeni makine, kısa sürede merakın ve tartışmanın odağı haline geldi.
Hakan Tan, arşiv belgelerinden gazetelere, yabancı basından edebi metinlere uzanan geniş bir kaynak ağıyla otomobilin Osmanlı'daki izini sürüyor. Saray bahçelerinde yapılan ilk denemelerden İstanbul sokaklarında yaşanan kazalara, gümrükteki bürokratik tereddütlerden ilk otomobil sahiplerine kadar uzanan bu hikaye, modernleşmenin gündelik hayat üzerindeki etkilerini çarpıcı ayrıntılarla gözler önüne seriyor.
Gürültülü Canavar, otomobilin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki şaşırtıcı ve çoğu zaman bilinmeyen hikayesini anlatıyor. Tek bir makinenin izini sürerek Osmanlı toplumunun modernlikle kurduğu ilişkiye ışık tutuyor ve okuru değişen bir dünyanın eşiğine götürüyor.