Eyyubilerin kurucusu olmasına karşın Salahaddin'in soyu onun 1193'teki vefatının ardından bu devletin idaresinde ikincil konuma düşmüştür. Hatta oğullarının birbirine düşmesi sonrasında yönetim el-Melik el-Adil ve oğullarının eline geçmiştir. Bütün bu hengamede Salahaddin'in oğullarından el-Melik ez-Zahir'in başında olduğu Haleb kolu kendisine bir yer edinmeyi başarabilmiştir. Şehrin yer aldığı coğrafyada Anadolu, Cezire ve Şam arasındaki stratejik konumu çerçevesinde takip edilen siyaset onları bölgesel dengelerin kilit noktası haline getirmiştir. Bununla birlikte güçlü aile ilişkileri ve komşu devletlerle kurulan akrabalıklar Haleb Eyyubilerinin varlıklarını uzun süre devam ettirmesini sağlamıştır. Buradaki bir diğer önemli husus ise Dayfe Hatun ve aile içinde ortaya koyduğu siyasi ağırlığıdır. Böylece Haleb Eyyubileri kendilerini 1260 senesindeki Moğol hakimiyetine kadar ayakta tutmayı başarmışlardır, hatta Eyyubilerin, Şam ve Mısır'daki ana gövdesinde tarih sahnesinden çekilen son yapı olmuşlardır. Bu ise "Eyyubilerin bir Salahaddin ile kurulup bir Salahaddin ile yıkıldıkları" ifadesinin dile getirilmesine vesile olmuştur. Okuyucular bu kitapta Haleb Eyyubileri Devleti'nin bilhassa diğer Eyyubi meliklikleri ile Türkiye Selçukluları ve Haçlılar olmak üzere komşularıyla ilişkilerini, bölge siyasetindeki önemli konumunu, ortaya koyduğu idari sistemi, dönemindeki sosyokültürel gelişmeleri görüp anlamak imkanını bulacaklardır.
Prof. Dr. Aydın Usta