Engin Akyürek'in öykülerinde hayat çoğu zaman küçük anlarda saklıdır: bir köpeğin sadakatinde, bir dostun yarım kalan cümlesinde, sararmış bir mektubun sayfalarında ya da insanın kendiyle yaptığı uzun konuşmalarda. İsimsiz, bu küçük anların büyük duygularını anlatan öykülerden oluşuyor. Unutulmayan hatıralar, yarım kalmış aşklar, kayıplar, dostluklar ve hayvanlarla kurulan o saf bağ... Her hikaye insanın içindeki başka bir kapıyı aralıyor. Bazı hikayelerin adı vardır; bazılarıysa yalnızca bıraktığı duyguyla hatırlanır. Ve en derin olanlar çoğu zaman isimsiz kalır.
Bazı canlılar terk edildiklerini anlamaz. Sadece beklerler. Gideceklerini bildikleri halde kamyonetin kasasına ön patilerini koyup bir elin yardım etmesini umarlar.
Bir ismi olmadan yaşamak mümkün müdür? Ya da birine isim vermek onu gerçekten sahiplenmek anlamına mı gelir? Belki de bütün hikayeler bizi bir yerlere bırakıp gidenlerin ardından konuşamadıklarımızdır.
Bu kitap; ait olamadığı bir hayatın içinde kendine yer arayanların, unutulmuş isimlerin ve hiç söylenmemiş itirafların hikayesidir.
"Her insan bir hikaye taşır. Bazılarının adı yoktur."