Sayısız sufinin yanında, İslam dünyasının en ünlü sufileri olarak bilinen Muhyiddin İbni Arabi ile İmam Gazzali de, tasavvuf konusundaki ilk bilgileri Kuşeyri Risalesi'nden öğrenmişler, ruhen ve manen bu Risale'den beslenmişlerdir.
Bu eser, İbn Haldun'un Mukaddime'sinde övdüğü hem alim hem de sufi olan bir İslam büyüğünün, Allah'ın yeryüzündeki bütün kullarına, ruhlarını kurtarabilmeleri için özenle hazırlayıp sunduğu paha biçilmez bir armağanıdır.
İslam'ı bir sahabe gibi yaşayan Abdülkerim Kuşeyri'nin taşa bile hitap etse onu eritebilecek, vaaz ettiği camiye şeytan getirilip bağlansa ona dahi tövbe ettirecek güçte bir veli olduğu söylenir.
Kuşeyri'nin bu eseri, insanı kendisiyle yüzleştiren, yapıp ettiklerine ayna tutan ve Allah yolunda ihlasla yürümeye teşvik eden muhteşem bir manevi rehberdir.
Kitapta yer alan bazı menkıbeleri okurken insan gözyaşlarına hakim olamaz; Allah'ın affediciliğini okuduğu satırları görünce de umutlanır ve içi ferahlar.
Eserin sayısız yerinde okuyucu kendini hesaba çeker ve iyi bir kul olmanın yollarını aramaya başlar.
İnsanoğlunun Allah'ı bırakıp maddeye tapar hale geldiği, haram-helal anlayışının neredeyse ortadan kalktığı günümüzde bu kitap, hem bu dünyada mesut ve sakin bir hayat sürmek hem de ahiretini kurtarmak ve Rabbinin huzuruna yüz akıyla çıkabilmek isteyen kimselere sonsuz manevi yardımlar sağlar.