Anadolu'da artık tek bir sultan vardı: 2. Kılıç Arslan.
1155'te tahta çıkan 2. Kılıç Arslan, babası Sultan Mesud'dan, kuvvet kazanmış fakat düşmanlarla çevrili bir ülke devraldı. Kardeşi Şahinşah, Danişmendliler, Zengiler ve Doğu Roma İmparatoru Manuel Komnenos daha saltanatının başında karşısına dikildi. O ise kılıcı kadar tedbirine de güvendi; gerektiğinde antlaşmalarla vakit kazandı, gerektiğinde ordusunun başına geçti. Düşman ittifakını dağıttı, Danişmendli hakimiyetine son verdi ve Anadolu'da Selçuklu üstünlüğünü kurdu.
1176'da kazanılan Miryokefalon Zaferi, Doğu Roma'nın Anadolu'nun içlerini geri alma ümidini söndürdü; sultanın şöhretini de sınırların ötesine taşıdı. Selahaddin Eyyubi ile çekişmesi, Friedrich Barbarossa'yla elçi alışverişi ve Alman prensi Arslan Heinrich'i sarayında ağırlaması, 2. Kılıç Arslan'ın nüfuzunun ne kadar uzaklara eriştiğini gösteriyordu. Haçlı Seferleri'yle çalkalanan bir çağda Konya'daki Selçuklu tahtı, doğunun ve batının hükümdarları tarafından hesaba katılan bir kuvvetti artık.
2. Kılıç Arslan devrinde devletin kudretiyle birlikte şehirler ve ticaret de gelişti. Türkiye Selçuklularının ilk gümüş ve altın sikkesi basıldı; Aksaray yeniden imar edildi; yollar kervansaraylarla emniyete alındı, Konya ve Malatya surları yenilendi. Yaşlılığında ise, taht hevesine düşen oğullarının tehdidi ile karşılaştı ve giderek sertleşen bir iktidar mücadelesinin içinde kaldı. Prof. Dr. Tülay Metin ve Prof. Dr. Altay Tayfun Özcan; Türk, Doğu Roma, Süryani, Arap ve Latin kaynakları ışığında sultanın meliklikten tahta çıkışını, savaşlarını, diplomasisini, imar faaliyetlerini ve oğullarıyla geçen hazin son yıllarını canlı bir anlatımla ortaya koyuyor.
Miryokefalon Zaferi'nin 850. yılında Tülay Metin ve Altay Tayfun Özcan'ın kaleminden Sultan 2. Kılıç Arslan, Türkiye Selçuklu tarihinin en kudretli hükümdarlarından birinin 37 yıllık saltanatını bütün yönleriyle anlatıyor.